Kayıtlar

gündem etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

ZARRAB DAVASI

Zarrab davasıyla 17-25 Aralık operasyonlarının ABD güdümlü bir darbe girişimi olduğu bir kez daha ve bu kez kesin olarak tescillendi. ABD, on bin km öteden sınır komşusu olan Türkiye ve İran'ın aralarında ticaret yapmasını suç olarak nitelendiriyor ve iki ülkenin yetkilileri ağır suçlamalara maruz kalıyor. Birilerinin sandığı gibi ABD rüşveti ortaya çıkarıp Türkiye'ye adalet bahşetmiyor, İran'a olan ABD ambargosunu deldiği için Türkiye'yi cezalandırıyor. 2013 şartlarında bakanların yargı önüne çıkarılması devlet aygıtının altın tepside Fetö'ye sunulmasıyla aynı anlamı ifade ederdi. Fakat yargıda gerekli ayıklama yapıldıktan sonra adı geçen bakanların Yüce Divan'da yargılanması en sağlıklı yol olurdu. Asıl konumuz ise Fetö'nün ihanetinin gün yüzüne bir kez daha çıkması. Darbe yapıldığında askerler bunu bir şekilde halka açıklamaya çalışırlar. Anarşi ve terör ortamını bahane ederler. Ki 12 Eylül'den sonra Kenan Evren Taksim'deki meşhur mitinginde ...

15 Temmuz - Milli Direniş

Bu topraklar yüz yıllardır askeri müdahale yoluyla siyasi iradenin devrilmesine alışkındır. Hiddetiyle ve gücüyle tanıdığımız Yavuz Sultan Selim'in bile çadırına ok atıldı. Fakat bu girişimler 1876'ya dek sadece iktidarı değiştirmeye yönelikti. 1876'da Sultan Abdülaziz'in şehit edilmesiyle askeri darbeler milleti hedef almaya başladı. 1909'da ise 33 yıllık iktidarında devleti ayakta tutmayı başaran ve daha sonra gerçekleşecek Milli Mücadele kadrolarını yetiştiren Sultan Abdülhamid Rumeli'nden gelen birlikler tarafından askeri darbeye maruz kaldı. Darbe girişimleri Cumhuriyet dönemiyle farklı bir kimliğe büründü.    27 Mayıs 1960'ta Menderes iktidarı ordu içindeki küçük bir azınlığın başlattığı 'Albaylar Harekatı'yla yıkıldı. Milli iradenin temsilcisi Menderes kurmaca mahkemelerde yargılanarak idam edildi. 27 Mayıs'ı takip eden birkaç yıl içinde Albay Talat Aydemir ve arkadaşları iki kez darbe girişiminde bulundu. İkinci girişimin ardından Talat...

Göçmen Meselesi

Son birkaç yıldır Suriyeli göçmen düşmanlığının zaman zaman hortlamasına alışkındık. Ama sanki son bir haftada kasıtlı bir şekilde nefret pompalandı ve dün malesef Sakarya'daki iğrenç olayla sarsıldık. 2011'de Suriye'de savaş başladığından beri dalgalar halinde ülkemize göç gerçekleşti. Suriyeli göçmen sayısı   3-4 milyon civarında. Suriyeli göçmenler geldiğinden beri herhangi bir ciddi toplumsal problem yaşanmamasına rağmen belli bir kesim tarafından sürekli nefret tohumları ekilmeye çalışıldı. Müthiş bir dezenformasyon uygulandı. Doğru olmayan şeylerin öyle propagandası yapıldı ki kimse sorgulamadan kabullendi. İşte birkaçı: Suriyeliler 1200 Tl burs alıyor, bilmem ne kadar kira yardımı alıyor, üniversiteye sınavsız giriyor... YALAN! Ülkedeki bütün kriminal vakalar Suriyelilere bağlandı. Birkaç soru soralım. Türkiye göçmenler gelmeden önce suç oranının sıfıra yakın olduğu bir İskandinav ülkesi gibi miydi? Özgecan'ı sözde milliyetçi bir yaratık katletmedi mi? Müne...