Kayıtlar

İbn Haldun - Devlet

Resim
İslam dünyasının belki de en büyük düşünce adamı İbn Haldun bu küçük eserinde devletlerin serüveni, hükümdar ve devlet yönetimi gibi konuları ele almış. Yazar her başlıktan sonra konuyu birkaç sayfada açıklamış. Sık sık görüşlerini tarihten örneklerle güçlendirmiş. Devletin kuruluşu, ilerleyişi, ihtiyarlaması, parçalanması ve yıkılması gibi konuları açıklamış. Devletin sosyal hayata ve ekonomiye nasıl bir bakış açısının olması gerektiğini anlatmış. Kitabın sonunda ise Halife Me'mun'un Mısır'a vali olarak atadığı Abdullah'ın babası Tahir bin Hüseyin'in oğluna yazdığı mektuba yer vermiş. Mektupta devlet yönetiminde ihtiyaç duyulacak dini ve ahlaki esaslara dikkat çekilmiş. İbn Haldun dinî karakteri yüksek olan devletlerin kendisinden sayıca güçlü olan devletlere karşı başarılı olacağını söylemiş. Devletin ancak din, millet, vatan, soy gayreti gibi nir asabiyetle kurulabileceğini ve ayakta kalabileceğini belirtmiş. Çok sayıda grup ve topluluğun bulunduğu bir böl...

Raşid Gannuşi - Laiklik ve Sivil Toplum

Resim
Tunus İslami Hareket liderlerinden Gannuşi bu çalışmasında on başlık altında devlet, özgürlükler, laiklik insan hakları gibi konuları incelemiş. İslam'da Kamusal Özgürlükler başlıklı ilk bölümde Batı ve İslam düşüncesinde özgürlükleri işlemiş. Tevhid inancının özgürlüğün teminatı olduğunu belirtmiş. Batı'nın özgürlükler konusunda çifte standartı Çeçen direnişi ve Sudan örneği üzerinden kanıtlanmış. İslam'da inanç özgürlüğü olduğu ayetlerle anlatılmış. Siyasi özgürlükler konusunda ise İslam'ın şart koştuğu şura ilkesine atıf yapılmış. İslam'da İnsan Hakları bölümünde kölelik konusu hakkında bilgi verilip İslam'ın kölelikle mücadelesi anlatılmış. Hukukun üstünlüğü, demokrasi (meşveret anlamında), ve muhalefetin önemi gibi konular açıklanmış. Batı'nın insan hakları bildirgelerine İslam'ın olumlu baktığı fakat bu bildirgelerin teorik ve pratik açıdan güçlendirilmeleri gerektiği belirtilmiş. Din devlet ilişkisinin ele alındığı bölümde meşruiyetin kayna...

Selman Kayabaşı - Kor Kurt

Resim
Birçok tarihi romanda olduğu gibi bu eserde de birbirinden bağımsız iki olay anlatılmış. Bir tarafta Ahilerle Mevlana ve çevresi arasındaki mücadele etrafında Selçuklu'nun çöküş süreci; diğer yandan Horasan'dan çıkıp Anadolu'da yurt arayan Kayı Obası ve kurduğu Osmanlı... Eserde Mevlana'nın Moğollarla iyi ilişkilerine, bu duruma Ahilerin tepkilerine yer verilmiş. Gaziyan ve bacıyan teşkilatlarının Anadolu'da Müslüman kimliğin korunmasına katkıları Ahi Evren ve Fatma Bacı üzerinden anlatılmış. Moğollar tarafından kurulan İlhanlı Devleti'nin Müslüman olmasında Mevlana'nın rolüne yer verilmiş. Şems'in Mevlana'nın aile ilişkilerine nasıl etki ettiği çarpıcı bir şekilde okuyucuya aktarılmış. Romanın bu bölümünde Mevlana'dan Şems'e, Baycu Noyan'dan Ahi Evren'e, Ede Bali'den Çandarlı Ali'ye birçok tarihi şahıs hakkında fikir sahibi oluyoruz. Bazı şahıslar hakkında ise ezberlerimiz bozulabiliyor. Eserin diğer bölümünde Şeyh S...

Stefan Zweig - Satranç

New York'tan Buenos Aires'e hareket eden yolcu gemisinin kalkışıyla başlayan eser dünya satranç şampiyonu Mikro Czentovic'in hayat hikayesiyle başlar. İlginç bir kişiliği olan Czentovic'i psikolojik açıdan incelemek isteyen anlatıcı diğer yolculardan McConnor'ın da çabasıyla şampiyonla  müsabaka ayarlamayı başarır. Bir müsabaka esnasında hikayenin asıl kahramanı Dr. B. ortaya çıkar. Dr. B. ve Czentovic arasında bir müsabaka ayarlanır. Bu arada ise Dr. B. anlatıcıya satrançla olan bağını anlatır. Avurturya hanedanına bağlı olarak çalışan Dr. B. Hitler'in Gestapo'su tarafından konuşturulmak için ilginç bir muameleye tabii tutulur. İçinde sadece yatak, lavabo, koltuk gibi temel ihtiyaçların olduğu bir odada tecrit edilir. Aylar süren günlük sorguların birinde Dr. B. sorgu memurlarının birinin paltosundan bir kitap çalar. Kitap dünya şampiyonlarının satranç partilerinin yer aldığı bir ders kitabıdır. İlk etapta bu oyunları kafasında kurgulayan Dr. B. bir süre so...

15 Temmuz - Milli Direniş

Bu topraklar yüz yıllardır askeri müdahale yoluyla siyasi iradenin devrilmesine alışkındır. Hiddetiyle ve gücüyle tanıdığımız Yavuz Sultan Selim'in bile çadırına ok atıldı. Fakat bu girişimler 1876'ya dek sadece iktidarı değiştirmeye yönelikti. 1876'da Sultan Abdülaziz'in şehit edilmesiyle askeri darbeler milleti hedef almaya başladı. 1909'da ise 33 yıllık iktidarında devleti ayakta tutmayı başaran ve daha sonra gerçekleşecek Milli Mücadele kadrolarını yetiştiren Sultan Abdülhamid Rumeli'nden gelen birlikler tarafından askeri darbeye maruz kaldı. Darbe girişimleri Cumhuriyet dönemiyle farklı bir kimliğe büründü.    27 Mayıs 1960'ta Menderes iktidarı ordu içindeki küçük bir azınlığın başlattığı 'Albaylar Harekatı'yla yıkıldı. Milli iradenin temsilcisi Menderes kurmaca mahkemelerde yargılanarak idam edildi. 27 Mayıs'ı takip eden birkaç yıl içinde Albay Talat Aydemir ve arkadaşları iki kez darbe girişiminde bulundu. İkinci girişimin ardından Talat...

Said Halim Paşa - Buhranlarımız

Resim
Eser yazarın sekiz küçük çalışmasından oluşuyor. Kitabın son kısmında Türkiye'nin Birinci Dünya Savaşı'na katılmasının sebeplerinden bahsetmiş ve paşanın Dîvân-ı Âlî'ye verdiği cevaplar yer almış. Said Halim Paşa kitapta batılılaşmayı ve bunu savunan aydınları dayanakları sağlam bir şekilde sertçe eleştirmiş. Batılılaşmanın Türkiye'de ve İslam aleminde uygulanamaz olduğunu ve ters etki oluşturacağını ifade etmiş. Batıdan alınan kanunların Türkiye'de felaketlere yol açacağını belirtmiş. Aydınımızın karamsarlığını ve milletten kopuşunu eleştirmiş. İslami siyasi düzenin insan fıtratına en uygun yönetim biçimi olduğunu örneklerle açıklamış. Said Halim Paşa bu eseri cumhuriyetin ilanından önce tamamlamış ve bazı tehlikelere işaret etmiş. Buna rağmen yeni kurulan devletin batılılaşma ve yurtdışından kanun transfer etmesi ve bunların sonucu olarak yüz yıl sonunda geldiğimiz nokta acı verici bir tablo oluşturuyor. Eserin dili sadeleştirilmiş ve buna rağmen çok akıcı v...

Göçmen Meselesi

Son birkaç yıldır Suriyeli göçmen düşmanlığının zaman zaman hortlamasına alışkındık. Ama sanki son bir haftada kasıtlı bir şekilde nefret pompalandı ve dün malesef Sakarya'daki iğrenç olayla sarsıldık. 2011'de Suriye'de savaş başladığından beri dalgalar halinde ülkemize göç gerçekleşti. Suriyeli göçmen sayısı   3-4 milyon civarında. Suriyeli göçmenler geldiğinden beri herhangi bir ciddi toplumsal problem yaşanmamasına rağmen belli bir kesim tarafından sürekli nefret tohumları ekilmeye çalışıldı. Müthiş bir dezenformasyon uygulandı. Doğru olmayan şeylerin öyle propagandası yapıldı ki kimse sorgulamadan kabullendi. İşte birkaçı: Suriyeliler 1200 Tl burs alıyor, bilmem ne kadar kira yardımı alıyor, üniversiteye sınavsız giriyor... YALAN! Ülkedeki bütün kriminal vakalar Suriyelilere bağlandı. Birkaç soru soralım. Türkiye göçmenler gelmeden önce suç oranının sıfıra yakın olduğu bir İskandinav ülkesi gibi miydi? Özgecan'ı sözde milliyetçi bir yaratık katletmedi mi? Müne...