Kayıtlar

MEHMED SAİD HATİBOĞLU -

Eserde Peygamberimize Kur'an dışında vahiy gelip gelmediği konusu ele alınmış. Yazar takdim bölümünde hadis konusunun nasıl istismar edildiği konusunda kısa bilgiler verilmiş. Giriş bölümünde gaybın anlamına dair bilgiler verilmiş. Kur'an'dan ayetlerle Allah Resulu'nun vahiyleri eksiksiz bildirdiği ve vahye eklemesinin olmadığı açıklanmış. Peygamberin vahyin dışında gaybi bilgi edinme imkanına sahip olmadığı söylenmiş. Daha sonra vahyin Kur'an-ı Kerim'den mi ibaret olduğu yoksa onun dışında da Peygamber'e verilmiş vahiyler olup olmadığı konu üç kısma ayrılarak incelenmiş. İlk bölümde Kur'an-ı Kerim'de geçmişin gaybi haberleri konusu işlenmiş. Hazreti Musa ve Hazreti Yusuf kıssalarından örnekler verilmiş. İkinci ve kitapta hacim bakımından asıl yeri işgal eden kısımda Hazreti Peygamber devri gayb haberleri ele alınmış. Birçok ayet verilerek Allah Resulu'nun risalet hayatı boyunca daima ilahi talimatla hareket ettiğini iddia eden çevreler eleştiril...

ASÂ İLE FELSEFE - GÜRGÜN KARAMAN

Yazar bundan önceki kitabı Çekiçle Felsefe'de geleneksel Müslüman aklın bilgi sistematiğinin eleştirisini yapmıştı. Bu kitapta ise bir direniş metodolojisi ortaya koyuyor. Kitap da önsöz yerine bir direniş çağrısıyla başlamış. Giriş bölümünde 'Musa Vuruşu' başlığı altında Pakistanlı şair Muhammed İkbal'den alıntılar yapılmış. Epistemoloji inşası bölümünde üç şahit başlığında insanın kendi benliği, başkasının benliği ve Allah'ın şahitliği konusu açıklanmış. İman, ilim, imkanlar konuları ele alınmış. Muhafazakârlığın ele alındığı bölümde bu ideolojinin batı kökenli olduğu belirtilmiş ve muhafazakârlığa sert ve haklı eleştiriler yöneltilmiş. Tekno teoloji bölümünde dinin kapitalist kültürde arz-talep seviyesine indirgenmesinin İslami ahlakı yozlaştırdığı ortaya konulmuş. Daha sonra durum tespiti yapılıp çözüm önerileri sunulmuş. Direniş sürecinin 7 ilkesi okuyucuya sunulmuş. Sonraki bölümde direniş sürecinde kullanılması gereken dilin nasıl olması gerektiği açıklanmış....

RAMAZAN KAYAN - NAMAZ ÇAĞRISI

Bu eser bildiğimiz, kulağımızın aşina olduğu bir gerçeği; namazın dinin direği olduğunu tüm yönleriyle hatırlatıyor. Ramazan Kayan, namazı müminin kişisel ve sosyal hayatını düzenleyen ve ayakta tutan ibadet olarak tanımlıyor. Namazın kişiye İslami şahsiyet ve kişilik kazandırdığını söylüyor. Namazın imanın dışa yansıyan görünümü olduğunu ve tevhid inancının eyleme dökülmüş biçimi olduğunu belirtiyor. Bundan dolayı bu ibadetin olabildiğince aleni yapılması gerektiği görüşünü okuyucuyla paylaşıyor. Allah merkezli bir yaşamın namazdan geçtiğini ve bundan dolayı İslam şehirlerinin de cami çevresinde geliştiğini dile getiriyor. Yazar namazı handiyse hürriyetle eşitliyor. Namaza başladığımızda dünyayı arkamıza bıraktığımızı; tüm putlara, tağutlara, firavunlara kıyam ettiğimizi ifade ediyor. Camide kılınan namazdan sonra dünyalık hevesler için putlar edinmememiz gerektiğini dile getiriyor. Mescidde müminlerin Allah'ın huzurunda eşit olduğunu söylüyor ve bunun kardeşlik iklimine yaptığı k...

İBN TEYMİYYE - TAKVA YOLU

Teymiyye bu eserinde takva kavramı ve buna bağlı olarak rıza, sabır, Allah sevgisi gibi konuları ele almış. Kitap hacmine göre uzunca bir giriş kısmıyla başlıyor. Bu kısımda evliya, avam, havas gibi kavramların tanımları yapılıyor. Rıza, Sabır ve Tevekkül başlıklı bölümde ilk olarak 'üzüntü' konusu ele alınıyor. Üzüntünün sınırları çiziliyor ve aşırıya kaçılmaması konusunda uyarılar yapılıyor. Zühd kavramı altında Allah'ın helal kıldığı şeyleri kendilerine haram kılanlar eleştiriliyor. Günümüzde de tartışılmakta olan kader konusu ele alınıp Allah'ın işleri kulların fiilerine bağlı kıldığı açıklanıyor. Allah sevgisi konusunun işlendiği ikinci bölümde kulun Allah'a karşı sevgiyle beraber saygı ve korku beslemesi gerektiği söyleniyor. Allah'ın bazı şahıslarda ve eşyada zuhur ettiğini iddia eden hulûlcülere sert eleştiriler yöneltiliyor. Sonraki bölümde Allah sevgisi konusunda bazı grupların düşüncelerine yer veriliyor. Sûfilerin sema ile yapılan zikir gibi bazı ayi...

DEMOKRASİ İSLÂM VE ÖTESİ - HÜSEYİN SARIGÜL

Yazar kitabın ilk bölümünde demokrasi kavramını ele almış. Farklı ideolojilerin demokrasiye bakış açılarından bahsetmiş. Devamında demokrasinin tarihi serüvenini anlatmış. Demokrasinin vazgeçilmez şartlarını ve zaaflarını açıklamış. İkinci bölümde İslam-devlet ilişkisi anlatılmış. Kısa bir siyer özetiyle Allah Resulu'nun hayatından kesitler verilmiş. Peygamberimizin vefatıyla başlayan  Hilafet tartışmaları, dört halife dönemi ve sonrasında hilafetin nasıl saltanata evrildiği objektif bir bakış açısıyla okuyucuya aktarılmış. Son bölümde yazar demokrasi ve İslam'ın uyuşmayacağı iddialarına cevaplar vermiş. İslamiyet'in teokratik bir yönetim biçimi dayatmadığını ve İslamiyet'te bir din adamları sınıfı bulunmadığını açıklamış. İslami siyasetin üç temel ilkesi biat, şura ve hukuk kavramlarını açıkladıktan sonra İslamiyet'e en uygun yönetim biçiminin demokrasi olduğu görüşünü ortaya koymuş. Kitabın sonunda ise İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, ilk anayasa olarak tarihe ...

TEKFİRDE AŞIRILIK - YUSUF EL-KARADAVÎ

Yazar bu eseri son dönemde İslam aleminde tekrar yükselişe geçen tekfircilik dalgası sonucu kendisine yöneltilen soruları yanıtlamak amacıyla kaleme almış. Önsözde Hasan El-Benna'nın "Kelimeyi şehadeti ikrar eden ve onu gereğiyle imam eden hiçbir Müslümanı bir görüş veya bir günah sebebiyle tekfir etmeyiz..." sözüne yer vermiş. Tekfirciliğin yükselişe geçmesinde: baskıcı yönetimlerin İslami yaşantıyı ve düşünceleri kısıtlaması sonucunda bilinçli ve şaffaf bir İslami hareketin ortaya çıkamaması, bazı grupların radikalleşmesi gibi durumların etkili olduğunu belirtmiş. Tekfircilik fitnesine kapılan gençlerin iyi niyetli olduğunu ve bu gençlerin kazanılması gerektiğini söylemiş. Daha sonra kendisine bu konu hakkında soru soran gençlerin mektuplarına yer vererek konuya giriş yapmış. Tekfirciliğin şiddetle değil fikirle yenilgiye uğratılacağı söylenmiş. Ardından tekfir edilmesi gereken kesimler verilmiş. Daha sonra Kur'an ve sünnete başvurularak konu sekiz bölümde ele alınm...

İSLÂM VE SOSYALİZM - MÜŞİR HÜSEYİN KİDVAİ

Hintli bir Müslüman olan Müşir Hüseyin Kidvai bu çalışmasında İslam'ın sosyalist bir düzen taraftarı olduğunu ispatlamaya çalışıyor. Giriş bölümünde İslam Devleti'nin sosyalizmin zirvesine ulaştığını iddia ediyor. İslam'ın tüm kanunlarının herkese karşı tarafsız bir şekilde uygulandığını dile getiriyor. İslami idare biçiminde bürokrasiye yer verilmediği söyleniyor. Tefeciliğin yasaklanmasından ve zekat kurumundan bahsediliyor. Modern sosyalizmin maddeci olduğunu; İslami sosyalizmin ise ahlaki olduğunu belirtiyor. Devamında ise Avrupa'nın maddeciliğin; Asya'nın ise ahlakiliğin beşiği olduğunu söylüyor. İslami sosyalizmin anarşiyi teşvik etmediğini ve yasakladığını açıklıyor. İslam'da Sosyalizm başlıklı bölüme Kur'an ayetleri ve hadislerle başlanıyor. Sadaka konusu işleniyor. İslam peygamberinin toplumda eşitlik ve kardeşliği sağlamaya yönelik çabalarından bahsediyor. Allah Resulü'nün güçlü bir devletin başında olmasına rağmen mütevazi hayatını sürdürdüğü ...

İKTİSADÎ VE SİYASÎ DÜŞÜNCEDE AKIL - NİHAT ERGÜN

Nihat Ergün bu kitapta, siyasi ve iktisadi meselelere Hanifi-Maturudi çizginin yaklaşım tarzını ele alıyor. Giriş bölümünde ayetlerle birçok toplumsal, ekonomik ve siyasal konuya dair açıklamalar yapılıyor. Daha sonra Peygamber'in bu konulara yaklaşım tarzı ele alınıyor. Maturudi ekolün temelleri başlıklı bölümde bu akımın temellerini atan kişinin Hazreti Ömer olduğu anlatılıyor. Daha sonra Ebu Hanife'den bahsediliyor. Hazreti Peygamber döneminde Medine Anayasası'nın belli bir sistem oluşturduğu fakat daha sonra sahabeler dönemindeki kanlı iç savaşların Müslüman siyasi sisteminin oturtulamadığının göstergesi olduğu belirtiliyor. Bunun en önemli sebeplerinin ehliyet ve meşverete gereken önemin verilmemesi olduğu söyleniyor. Ehliyet konusuna Mekke'nin fethinden sonra Kabe'nin bakım işlerine müşrik bir ailenin atanması örnek gösteriliyor. Meşveret konusunda ise kaybedilen Uhud Savaşı'ndan bile sonra Peygambere ashabına danışmaya devam etmesi yönündeki vahiyler hatı...

ROTAMIZ ALEM-Î İSLÂM - ADEM ÖZKÖSE

İslam coğrafyasının farklı mekanlarını gezip gözlem yapan gazeteci Adem Özköse çalışmasında bu bölgelerdeki izlenimlerini okuyucuya aktarmış. Kısa bir önsözden sonra gittiği coğrafyaları anlatmaya başlamış. Bölge hakkında tarihi bilgiler veriliyor. Nüfus, nüfusun etnik ve inanç dağılımı gibi istatiksel bilgiler okuyucuya aktarılıyor. Bölgenin yönetim biçimi, siyasi tarihi hakkında değerlendirmeler yapılıyor  Bölgenin tarihi mekanları ve varsa Osmanlı'dan kalma eserler hakkında detaylara yer veriliyor. Bölge Müslümanlarının bağımsızlık mücadeleleri ve günümüzde yaşadığı problemlerden bahsediliyor. Halkların Türkiye ilgili düşünceleri sorulup cevaplar alınıyor. Bölgeyi ziyaret etmek isteyenler için yolculuk, konaklama gibi konularda bilgiler veriliyor. Savaşın olduğu bölgelerde direniş komutanlarıyla yapılan röportajlar okuyucuya aktarılıyor. Ziyaret edilen coğrafyanın tarihinde önem arz eden kişiler hakkında bilgiler veriliyor. Kitabın sonunda okurlar için başka yazarların seyahatna...

EVRENSEL VİCDANIN SESİ OLMAK - ATASOY MÜFTÜOĞLU

Yazar bu eserini 1998'de kaleme almış 2013'te yeni bir basımı yapılmış. Kitabı okurken bunu göz önünde tutmalıyız. Kitap yeni basım için yazılan bir ön sözle başlıyor. Sonrasında kitabın hacmine göre uzun sayılabilecek bir sunuş bölümü var. Kitaba modern uygarlığın değerlendirilmesiyle başlanıyor. Avrupa sömürgeciliğini meşrulaştırmak için üretilen tanımların Avrupalı olmayan toplumlar üzerinde baskı aracına dönüştüğü söyleniyor. Bu homojenleştirme faaliyetlerinin, farklılıkları göz ardı eden zihniyetin faşist bir yapıda olduğu dile getiriliyor. Hiçbir grup veya liderin kendi yorumunu, uygulamasını nihai bir yorum veya uygulama gibi dayatamayacağı söyleniyor. Düşünceyi yok etmeye çalışmanın insanlığı yok etmeye çalışmakla aynı anlama geldiği ifade ediliyor. Sistemin ideolojik denetim ve iktidar uğruna zaman zaman kendi oluşturduğu hukuku bile çiğneyebildiği belirtiliyor. Halkların eşitliğine saygı duyulmayan bir toplumda adaletin tesis edilemeyeceği söyleniyor. Yaşanabilir bir ...

YOLDAKİ MÜHENDİS - ABDULLAH GALİP BERGUSİ

Bu eser, Kuveyt'te doğup büyüyen Körfez Savaşı'yla birlikte Ürdün'e göçen Filistinli Abdullah Galip Bergusi'nin otobiyografik çalışması. Kitap birkaç önsözle başlıyor ayrıca bir de Türkçe önsöz mevcut. Kitap Bergusi'nin kızı Tâlâ'nın babasına sitem dolu mektubuyla başlıyor. Bergusi ise kızına cevap olarak hayat hikayesini anlatmaya başlıyor. Kuveyt'te doğan Bergusi, Birinci İntifada'da Filistin'deki akrabalarının şehit olmasına kadar Filistinli bir aileye mensup olduğunu bilmemektedir. Filistinli olduğunu öğrendikten sonra ise Filistin aşkıyla yanmaya başlar. Tablolara Filistin'in sembollerini kazımaya başlar. Bergusi judo, tekvando gibi sporlara meraklıdır. Kendisini ilerde Kassam'ın mühendis komutanına dönüştürecek teknoloji sevdası da yine küçük yaşlarda başlamıştır. Ürdün'de başarısız bir ticaret girişiminde sonra bir arkadaşıyla çalışmak için Kore'ye giden Bergusi burada hem bol miktarda para kazanıp hem de Korece öğrenir. Aynı z...

CENNETE OTOSTOP - ADEM ÖZKÖSE

Adem Özköse bu çalışmasında İslam'a sonradan giren farklı coğrafyadaki Müslümanlar'la yaptığı röportajlara yer veriyor. İngiltere'den Malezya'ya, Brezilya'dan Avustralya'ya birçok ülkeden insanın İslam'a giriş hikayesi kitapta yer alıyor. Röportajlara baktığımızda sonradan İslam'a girenlerin çoğunun İslam'la müşerref olmadan önce manevi bir boşluk içerisinde olduklarını görüyoruz. Aynı şekilde kapitalist-modernist Batı sisteminin bireyci yaşam modeli de bu kişilerde rahatsızlık oluşturmuş. Hemen hepsi İslam'daki kardeşlik bilincine vurgu yapıyor. Hıristiyanlık'tan geçenlerde tevhid inancının teslis inancına mantıki üstünlüğünün de etkilerini görmekteyiz. Özellikle İncil'den sonra Kur'an'la tanışanlar bunu daha güçlü bir şekilde dile getiriyor. Üzücü olan şey ise Müslümanlar'ın İslam'a uygun hayat sürmediklerini gördüklerinde hayal kırıklığına uğramaları. Röportaj yapılan kişilerin hemen tamamı İslam'a girdikten sonra k...

ÜÇ TARZ-I SİYASET - YUSUF AKÇURA

 Eser Yusuf Akçura'nın Mısır'da yayınlanan Türk gazetesine yazmış olduğu makalelerden ve ona cevaben yazılmış iki makaleden oluşuyor. Kitabın başında kısaca Akçura tanıtılıyor. Eser, Latince'ye aktarılmış orijinal metin ve günümüz Türkçesine uyarlanmış şekilde oluşturulmuş. Akçura makalelerde Osmanlı'nın eski gücüne kavuşabilmek için benimseyebileceği üç ana düşünce hakkında değerlendirmeler yapıyor. Osmanlıcılık, İslamcılık ve Türkçülük. Osmanlı milleti tasavvuru memleketteki Müslüman ve gayrimüslimlere aynı haklar ve siyasi yükümlülükler yüklemek suretiyle eşit vatandaşlık temelinde bir yapı meydan getirme amacında. Bu siyaset ilk olarak İkinci Mahmud döneminde uygulanıyor. Tanzimat Fermanı ve Kanun-ı Esasi de bu fikrin ürünleriydi. Akçura Osmanlı milleti teşkilini mevcut sınırları korumak için yegane çare olarak görüyor. Fakat Müslüman ve Osmanlı Türklerinin bu birleşmeye hakimiyetlerinim son bulacağı gerekçesiyle karşı çıktığını söylüyor. Gayrimüslimlerin de Osmanlı...

HANGİNİZ MUHAMMED - R. İHSAN ELİAÇIK

 Yazar kitapta genel olarak Müslümanlar arasında tartışma konusu olan bazı rivayetler ve Kur'an'daki kıssalar hakkında değerlendirmelerde bulunuyor.   İlk bölümlerde Peygamberimiz'in Müslümanlar'a yabancılaştırılmasından yakınıyor.  Peygamberimiz'e atfedilen mucizelerin uydurma olduğunu ve bu uydurmaların İslam'ın güncelliğine zarar verdiğini söylüyor. Hilfu'l Fudul sözleşmesinden başlayıp Veda Hutbesi'ne dek Peygamberimiz'in adalet mücadelesini anlatıyor. Peygamberimiz'in okuma yazma bilip bilmediği konusunda bilinenin aksi yönündeki görüşlerini okuyucuya aktarıyor. Hadis konusunda modernistlerin alışılagelmiş itirazlarını sıraladıktan sonra hadislerden evrensel ahlaki öğüt içerenlerin güvenilir hadis olabileceği görüşünü dile getiriyor. Peygamberlerin Kur'an'da geçen kıssalarıyla ilgili açıklamalar yaptığı bölümde masal, menkıbe ve kıssa kavramlarını açıklayıp, ayetlerin, mucize denilen kıssaların günümüzde de yaşandığını söylüyor. Kıss...

İSLÂM DÜNYASINDA FİKİR VE PUT - MALİK BİN NEBİ

Yazar bu eserinde fikir konusundaki düşüncelerini açıklamış. Kitaba Batı medeniyetinin Robinson Crouse'u ve Doğu medeniyetinin Hay bin Yakzan hikayelerinden örneklerle başlamış. Robinson'un yalnızlıkla çalışarak; Hay'ın ise fikirler oluşturarak mücadele ettiği vurgulanmış. Çocukluktan başlanarak insanda, toplumda, medeniyette fikrin gelişim süreci anlatılmış. Şey (eşya), kişi ve fikir konusundaki düşüncelerinne yer vermiş. Yazar fikirlerin gerçekliği kadar etkililiğinin de önemli olduğunu belirterek Müslümanların gerçeklikten ziyade etkililik için mücadele vermesi gerektiği belirtmiş. Gerçekliği olmadığı halde pratikte işe yarayan ve sağlam olduğu pratik yönü olmayan fikirlerden bahsetmiş. Fikirlerin kişiler üzerinde vücut bulmasının ne gibi sorunlara yol açtığını açıklamış. Devrimci sürecin bir fikir üzerinde odaklaşmayıp; kişiler üzerinden yürütüldüğünde putlaştırmanın ortaya çıktığını belirtmiş. Bu putların fikirlere ihanet ettiğini ihanet edilen fikirlerin ise bir gün m...

MEDENİYET VE MODERNİZM - ALİ ŞERİATÎ

Şeriati'nin bu eseri iki bölümden oluşuyor. İlk bölümde kültür, medeniyet, modernizm ve  sanat konuları ele alınıyor. İkinci bölümde ise aydın, entelektüel ve peygamber kavramları inceleniyor. Yazar medeniyet ve modernizm bölümünde konuyu Doğu-Batı ekseninde ele alıyor. Modernizmin Avrupalı olmayan milletlere medeniyet adı altında empoze edildiğini söylüyor. Batı'nın son yüz elli yılda modernleştirme görevini üstlendiğini belirtiyor. Batı toplumlarının kendi hayat felsefelerini Avrupalı olmayan milletlere ihraç ettiğini dile getiriyor. Modernleşmenin Avrupalı'nın iddia ettiği gibi medenileşme değil; sadece tüketim tarzında bir değişiklik meydan getirdiğini okuyucuyla paylaşıyor. Modernleştirmenin sebebi olarak ise üretim-tüketim ilişkilerine işaret ediyor. Avrupalı olmayanların tüketim uğruna modernleştirildiğini ifade ediyor. Dünya üzerinde yaşayan herkesin homojenleştirilmesi hedefiyle insanların kendi kültüründen, tarihinden, inancından kopartılmaya çalışıldığını söylüyo...

CİHAD VE ŞİDDET DIŞI DİRENİŞ - ÜMİT AKTAŞ

Kitabın ilk bölümün de İslami terminolojide 'cihad' kavramı ele alınıyor. İkinci bölümde şahsiyetler üzerinden 'şiddetsiz direniş' kavramı işleniyor. İlk bölümde iyilik ve kötülük kavramlarıyla başlanıyor. İmanın kötülüğü düzeltmenin yanında iyiliği hakim kılma işlevinin olduğu söyleniyor. İmanın nesnel bir gerçeklik değil bir hakikat arayışı olduğu belirtiliyor. İmanın sabit bir duruş değil sürekli bir sınanış olduğu ifade ediliyor. Cihad'ın anlamının savaştan ibaret olarak anlaşılmasının İslam tarihinin bir talihsizliği olduğunu dile getiriyor. Savaşın son başvurulacak çare olduğu görüşü okuyucuyla paylaşılıyor. Cihadın hayat karşısında aktif bir tutum içerisinde olunarak, üretken bir duruş sergilemek olduğu söyleniyor. Manevi kurtuluşun siyasal kurtuluştan daha önemli olduğu bunun da şiddet dışı cihad ile sağlanabileceği ifade ediliyor. Mağdurların şiddete başvurmasının zalimlerin şiddetini meşru hale getirdiğini belirtiyor. Şiddet dışılığın pasif bir metot değil...

DEVLET BAHÇELİ

Devlet Bahçeli özellikle 2015 sonrasında ortaya koymuş olduğu tutumla Türkiye'nin terörle mücadelesinde büyük rol oynadı. Daha öncesinde de kritik meselelerde hep sorun çözücü bir yol izledi. 2002'de koalisyon ortağı olduğu dönemde erken seçim çağrısı yaparak ülkenin krizden çıkmasında öncü oldu. 2007'de meclisteki cumhurbaşkanlığı seçimi oylamalarına partisiyle katılarak 367 garabetine son verdi. Gezi Parkı olayları esnasında tabanını sokak olaylarından uzak tuttu. Pkk terörünün azıttığı 7 Haziran 2015 sonrası Chp'nin yapmış olduğu, Hdp destekli koalisyonda başbakanlık teklifini reddederek erken seçime giden yolu açtı ve istikarara katkı sağladı. Terörle mücadelede hükümete tam destek verdi. 15 Temmuz darbe girişimi esnasında ise seçilmiş iktidara verdiği açık destekle halkın darbeciler karşısında psikolojik üstünlüğü ele geçirmesine katkı sağladı. 2017'de yönetim sistemindeki değişikliğin halkın takdirine sunulması için hükümete mecliste gereken desteği sağladı. ...

Osmanlı İmparatorluğu ve Dünya Savaşı - Said Halim Paşa

Resim
Said Halim Paşa Mısır valisi meşhur Mehmed Ali Paşa'nın torunudur. 1913-1917 yılları arasında sadrazamlık yapmıştır. Bu eseri 1921'de Roma'da kaleme almıştır. 30 Aralık 1921'de Roma'da Ermeni bir komitacı tarafından şehit edilmiştir. İlk bölümde Osmanlı İmparatorluğu'nun cihan harbine giriş süreci anlatılıyor. 1914 öncesi Ermeni meselesi ve Musul petrolleri çerçevesinde İngiltere, Almanya, Rusya gibi devletlerin Anadolu'daki emellerinden bahsediliyor. Savaş öncesi Almanya ile yapılan ittifak antlaşmasının gelişim süreci açıklanıyor. Harbin ilk anlarında İtilaf ve İttifak devletleri temsilcileriyle yaptığı görüşmelere yer veriyor. Said Halim Paşa hükûmetin ilk etapta tarafsızlık politikasını kararlı bir şekilde sürdürdüğünü fakat Türkiye'nin içinde bulunduğu tecrit dolayısıyla iki taraftan birini tercih etmek zorunda kalındığını ifade ediyor. İkinci bölümde ise Osmanlı'nın savaşa katılma sebepleri ele alınıyor. Savaşın nihai hedefinin Şark me...

Osmanlı İmparatorluğu Toplum ve Ekonomi - Halil İnalcık

Resim
Eser Halil İnalcık'ın 1943-1992 yılları arasında yayımlanmış çeşitli makalelerinden oluşuyor. Makalelerde genel olarak Osmanlı İmparatorluğunun iktisadî yapısı, hukuk sistemi ve son dönem ıslahatları inceleniyor. İlk makalede köylü-sipahi ilişkileri, toprak rejimi, köylüden alınan vergiler işleniyor. Osmanlı dönemi ekonomik ve sosyal yapısının 1950'ye dek esas karakterini koruduğu belirtiliyor. Mîrî toprak rejiminin devlete bütün köylü sınıfını ve tarım ekonomisini kontrol etme imkanı tanıdığı ifade ediliyor. Bu rejimin köylü ve toprak üzerinde feodal kontrolün sağlanmasına mani olarak merkezî devlet yapısının korunmasına hizmet ettiği söyleniyor. Âyânların kontrolüne geçen toprakların da devlet müdahalesiyle tekrar mîrî arazi statüsüne kavuşturulduğu ifade ediliyor. Sipahinin sorumluluk ve hakları açıklanıyor. Sonraki bölümde İslâm arazi ve vergi sistemiyle Osmanlı'daki durum mukayese ediliyor. İslâm hukukunun Osmanlı'da tecdite uğrayarak uygulandığı dile getir...